Bugün, 29 Ağustos 2025 Cuma

İrfan BAŞARANOĞLU


CEMAL

CEMAL


 
Cemal, Orman Mühendisi olan babasının görev yaptığı Bolu’da lise ikinci sınıfı tamamlayarak, babasının emekliliğinin yaklaşması üzerine tayinini istediği memleketleri olan Trabzon’un Akçaabat ilçesine ailesi ile birlikte gidecekti. Babası burada emekliliğinin son yılını geçirecek, bahçeli bir ev alacak, burada emekli olacak ve buraya yerleşecekti.
Cemal’in babası Kemal senelik izinini kullanarak Akçaabat’a gitmiş hayal ettiği gibi bahçeli bir ev bulmuş, gerekli tadilat ve tamiratları yaptırdıktan sonra ailesini de alarak Bolu’dan bu şirin ilçeye gelmişti. Yaz tatili boyunca ilçeyi ve yeşil doğasını gezip gören Akçaabat’ı ve yemyeşil doğasını keşfetmiş olan Cemal okulların açılması ile heyecanlı bir şekilde yeni bir okulda yeni bir sınıfta lise öğrenimini tamamlayacak bu arada da üniversite sınavlarına hazırlanacaktı.
Bazı arkadaşları ile mahallede tanışmış olmasına rağmen çoğu sınıf arkadaşlarını tanımıyordu. İlk derse giren öğretmeni kendini tanıtmış ve daha sonra öğrencileri tanımak istemişti. Öğrenciler teker teker kendilerini tanıtırken Cemal’de öğretmeni ile birlikte arkadaşlarını tanıyor olmuştu. 
Kızlı erkekli öğrenciler isimlerini söylüyor, gelecekte hangi mesleği, üniversitede hangi bölümü tercih edecekleri, babalarının meslekleri gibi bilgiler veriyorlardı. İsminin Türkan olduğunu söyleyen kız öğrenci babasının ilçenin belediye başkanı olduğunu ve Coğrafya öğretmeni olmak istediğini söyleyerek kendini tanıtmıştı. Türkan ismini söylerken Cemal bu güzel sesin sahibini görmek için başını arkaya çevirdiğinde saçları iki taraftan örülmüş ve hafifçe omuzlarına sarkmış, turkuaz gözlü bir kızla göz göze gelmişti. Cemal o an içinde tarifsiz bir şeyler hissetti, gözünü Türkan’dan alamıyordu. Söz sırası diğer öğrencilere geldiğinde bile Cemal diğer öğrencilerin ne söylediğini duymuyor halen arkasına bakıyordu. Bir an kendine gelen Cemal önüne dönmüş kendisine ne olduğunu sorgulamaya başlamıştı. Cemal, Türkan’dan sonra kendisini tanıtan sınıf arkadaşlarının isimleri dahil kendileri hakkında söylediklerini duymamıştı.
Ders zili çalıp çıkana kadar Cemal’in zihninde Türkan’ın sesi vardı. Şimdiye kadar okulda kız arkadaşları olmuştu, onlarla tanışıp, konuşmuş, sohbetler etmiş, şakalaşmışlardı. Ama bu bir başkaydı şimdi Türkan’la tanışmak, konuşmak istiyor fakat anlamadığı bir şekilde bundan çekiniyordu, bir yandan da onunla tanışıp konuşmayı çok istiyordu. Son ders bitene kadar tüm dersler ve teneffüsler boyunca bunu düşünmüştü. Tüm gün boyunca bunu düşünmüş, derslere tam anlamıyla odaklanamamıştı.
Son ders zili çaldığında yavaş yavaş yerinden kalkmış sınıftan çıkıyordu ki koridorda Türkan’ı arkadaşları ile birlikte sohbet ederek okuldan çıkmakta olduğu gördü.  Kendisi de onların peşinden çıktı ve onları takip etmeye başladı, yol boyunca Türkan’ın arkadaşları ondan ayrılıyor, vedalaşıp evlerine gidiyorlardı. Türkan tek başına yoluna devam ederken Cemal kendi mahallelerine geldiğini fark etti. Demek ki Türkan’da bu mahallede oturuyordu, sonra Türkan evlerinin olduğu sokağa girerek iki katlı, bahçesi bakımlı çeşitli çiçekler ve meyve ağaçları ile dolu villa tipi bir eve girdi. Bu olamazdı Cemal’de bu sokakta oturuyor hem de Türkan’ın evinin olduğu sokağın sonunda. Cemal’in içini buruk bir sevinç kapladı, Türkan’la tanışacak bundan sonra okula onunla gidip gelecek, onu daha yakından tanıyacaktı. Bu hayallerle evin kapısının zilini çaldığında kapıyı annesi açtı. Okulun ilk günün nasıl geçtiğini, neler yaptığını soran annesine her zamanki gibi diyerek kestirip attı ama içinden “çok güzel şeyler oldu” diyemedi. 
Cemal okulda başarılı bir öğrenci idi her zaman sınavlarda en yüksek notu alıyordu, evden okula okuldan eve gidip geliyor, derslerine çalışıyordu. Halen Türkan ile tanışamamış olmanın burukluğunu hissederken sınıfta başarılı bir öğrenci olması nedeniyle Türkan’ın ve diğer arkadaşlarının dikkatini çekmişti.
Cemal Türkan’a yaklaşıp tanışamamış ama Türkan Cemal’in yanına giderek onunla tanışmış, sohbete başlamışlardı. Aynı mahallede, aynı sokakta olmalarının güzel bir tesadüf olduğunu söyleyen Türkan’la arkadaşlıkları zamanla ilerlemeye başlamış, birlikte ders çalışmaya, teneffüslerde birlikte dolaşmaya başlamışlardı. Akşamları kız arkadaşları ile birlikte her zamanki gibi evlerine dönen Türkan Cemal’i de bu guruba almıştı. Kızlar ayrıldıktan sonra ikisi birlikte sokaklarına kadar sohbet ederek gidiyor, derslerden ve sınavlardan söz ediyorlardı. 
Türkan annesine Cemal’den bahsetmiş çok çalışkan ve saygılı bir öğrenci olduğunu bu sokağın sonunda oturduklarını babasının orman mühendisi, annesinin öğretmenlikten emekli ev hanımı olduğunu söylemişti. Sınavlar başladığı zaman Türkan annesinden ve babasından Cemal’le ders çalışabilmeleri için izin almış, Cemal Türkan’ın evine gelerek anne ve babası ile de tanışmıştı. Sınavlara birlikte hazırlanmanın Türkan’ın notlarına epeyce etkisi olmuş geçmiş yıllara nazaran notları yükselmeye başlamıştı.  
Cemal ve Türkan arasındaki arkadaşlık böylelikle daha da ilerlemiş aralarındaki ilişki arkadaşlıktan öteye geçmiş birbirlerine olan duygularını karşılıklı olarak açıklamış ve sevgili olmuşlardı.
Aylar geçmiş iyi derece ile okullarından mezun olmuş ikisini de üniversite sınavı heyecanı sarmıştı. Şimdi beraber bu sınava hazırlanıyor boş vakitlerinde birlikte geziyorlardı. Bu arada babası Kemal emekli olmuş ama evde boş oturmakla zamanının geçmeyeceği anlamış bir alt sokakta yer alan marangoz atölyesini devren satın almıştı. Cemal ara sıra babasının yanına gidiyor işlerine de yardım etmeye çalışıyordu. Babası oğlunun bu süreçte üniversite sınavı nedeni ile sınava daha iyi hazırlanmasını iyi bir üniversiteyi kazanmasını istiyordu.
Sınav günü gelip çatmış iki gençte sınava girip çıkmış başarılı bir sınav geçirdikleri düşüncesi ile umutlu ve mutlu olmuşlardı. Artık sınav sonuçları belli olana kadar daha rahat bir araya gelebilecek, birlikte gezip dolaşabileceklerdi. Bir ay kadar sonra sınav sonuçları belli olduğunda ikisi de mutluluktan havalara uçuyordu çünkü ikisi de istedikleri bölümleri kazanmışlardı. Cemal, Ankara üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesini, Türkan ise Samsun On dokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesini kazanmıştı. İki sevgili bunu kutlamak için bir kafede buluşmuşlardı. Cemal, Türkan’a burada bu mutlu günde evlenme teklif etmiş oda kabul etmişti. Birlikte güzel hayaller kurmaya başlamışlardı, Cemal’in annesi ve babası Türkan’ı istemeye gidecek aralarında söz kesip yüzük takacaklardı. Bunlar gençlerin hayali idi acaba aileler ne düşünüyordu bunu hesaba katmamışlardı. Cemal’in tüm ısrarları karşısında anne ve babası bir akşam üstü Türkan’ın evine gitmişler durumu izah ederek Türkan’ı istemişlerdi. Türkan’ın babası bu duruma çok sinirlenmiş ve kabul etmeyerek onları geri çevirmişti.
– Koskoca Belediye Başkanı kızını bir marangoz parçasının oğluna mı verecekti? 
Türkan’ın babası Arif, Kemal Bey emekli olmadan önce onunla samimi bir şekilde görüşüyor ara sıra iş yerine ziyarete gidiyordu. Ama o şimdi ne kadar mühendiste olsa Orman Müdürlüğünden emekli bir marangoz parçası olmuştu, şimdi onun bir marangoz olmasını önemsiyor ve bunu ailesine yakıştıramıyordu.
Arif kızının bir daha Cemal’le görüşmesini yasaklamış, üniversiteye gidene kadar evden çıkmaması için talimat vermişti. Ancak gençler yine de gizli gizli görüşüp haberleşiyorlardı. 
Bir süre sonra üniversitelerine kayıtlarını yaptıran gençler okullarına devam etmeye başlamış, birbirleri ile olan ilişkilerini koparmadan sürdürmüşler, Cemal ara sırada olsa Ankara’dan Samsun’a gidiyor Türkan’ı görüyor hasret gideriyorlardı. Aradan bir yıldan fazla bir zaman geçmiş tatilde ikisi de ailelerinin yanına dönmüştü.
Bu arada onları burada büyük bir sürpriz beklemekte idi, Türkan ve Cemal için büyük bir hayal kırıklığı yaşandı. Arif, kızını bölgenin zengin iş adamı Mesut Bey'in oğluna vermeye karar vermişti. Tüm bunlardan habersiz olan Türkan’ı istemeye gelen aileye hemen söz verildi. Misafirler gittikten sonra bu duruma karşı çıkan ve isyan eden Türkan babasına bu durumu kesinlikle kabul etmeyeceğini kendisinin Cemal’le evlenmek istediğini söylemişti. Arif yine işsiz güçsüz, babası bir marangoz parçası olan birisine mi kızını vereceğini, bunun ailesine yakışmayacağını söylemiş ve bir hafta içerisinde nişan yapılarak yüzükler takılmıştı. 
Türkan için için ağlıyor elinden bir şey gelmiyordu. Babası okulu bırakmasını nasıl olsa zengin bir aileye gelin gitmiş olduğunu söylüyordu. Ama Türkan, "Okulu bırakmam. Gerekirse kaçarım ya da canıma kıyarım" diyerek direnince babası da bu konuda daha fazla üzerine gitmedi. Zaten damat tarafından da böyle bir istek gelmemişti. Oğulları liseyi zar zor bitirmiş üniversiteye girememişti, bari üniversite mezunu bir gelinleri olsundu. Cemal’de artık Türkan’ı arayıp sormuyor marangoz atölyesine babasını ziyarete giderken veya eve gelirken sokağın diğer tarafından gidip geliyor, Türkan’ın evinin önünden geçmiyordu.
Günler aylar bu şekilde geçip giderken aylar yılları kovalamış dört yılı tamamlayan biri sevdalı biri nişanlı bu iki genç okullarından mezun olmuşlardı. Cemal iki yıldır Akçaabat’a anasının babasının yanına gitmiyor onlarda Ankara’ya geliyor oğullarını ziyaret ediyordu. Mezuniyetinden bir hafta sonra Türkan’ın düğünü yapılmış ve dünya evine girmişti ama mutlu değildi hala Cemal’i ve geçmiş yılları düşünüyordu. Babası da yeniden aday olmuş ve yeniden Belediye Başkanı seçilmişti. Dünürlerinin işleri ise eskisi gibi iyi değildi ama bunu düğün yapılana kadar kimseye belli etmemeye çalıştılar.
Birkaç ay sonra Türkan’ın tayini mezun olduğu liseye coğrafya öğretmeni olarak çıkmış okullar açıldığında burada göreve başlamıştı. Arif, kızının zengin bir aileye giderek rahat edeceğini hesaplamışken şimdi maddi sıkıntılar nedeni ile kızı çalışmak zorunda kalmıştı. Damadı da babasının yanında işlerin başında duruyor ama eskisi gibi bolluk içerisinde yaşamıyorlardı. Eşiyle arasındaki kültür farkı gün geçtikçe daha fazla hissediliyordu ve bunun yarattığı sorunlarda yaşanıyordu.
Cemal ise mezun olduktan sonra İçişleri Bakanlığında görev almış burada bir süre bazı kurslara katılmış ve Kaymakam adayı olarak birkaç yurt dışına eğitime gitmişti. Yurt dışından döndükten sonra Kaymakam olarak atanmak üzere sınavlara girmiş ve hem doğum yerinin Bolu olması hem de tesadüfen babasının memleketi olan Akçaabat’a atanmıştı.
Cemal anne ve babasından bu durumdan kimseye söz etmemelerini istemişti. Sessiz sedasız ilçeye giden Cemal burada İlçe protokolü tarafından karşılandı. Protokolün içerisinde yer alan Belediye Başkanı ilk önce onu tanır gibi olmuş ama çıkartamamıştı. Kendisi ile tokalaşırken kaymakamın gözlerinin içine bakan Arif onu tanımış ve bir zamanlar onun hakkında söylediği sözler aklına geldi, Cemal’i kaybettiği bir fırsat olarak hatırlayıp başını öne eğdi.
Arif Cemal’i tanımıştı ama diğer protokol üyeleri tanımıyorlardı. Arif bu durumdan uzun süre ne ailesine nede kızına söz etmedi.
Cemal ilçede genç bir kaymakam olarak göreve başlamış gençliğinin verdiği enerji ile kaymakamlık binasında işini tamamladıktan sonra köyleri, mahalleleri. Resmi daireleri, okulları, işyerlerini, esnafları ziyaret ediyor oralarda vatandaşlarla, çalışanlarla sohbet edip sorun ve taleplerini dinliyordu. İlçe halkı yavaş yavaş Cemal’i tanımış onun hemşerileri olduğunu öğrenmeye başlamış ve onu çok sevmiş her daim saygı duymuşlardı.
Günler sonra Cemal mezun olduğu liseye ziyarete ziyaret gitti. Burada okul müdürü ve yardımcıları tarafından karşılanan Cemal okul müdürünün odasında idarecilerle sohbet edip okul hakkında bilgiler alıp, ihtiyaç ve taleplerini dinledikten sonra okul müdürü ona sınıfları gezdirmeyi önerdi, bu öneriyi kabul ederek sınıfları ziyaret ederek öğretmen ve öğrencilerle de görüşen Cemal’e öğrencilerden bazılarının kaymakam veya vali olmak istemeleri nedeni ile bunu nasıl yapabileceklerini sorduklarında çok çalışmaları gerektiğini, öncelikle üniversitelerin dört yıllık eğitim veren İktisadi ve İdari Bilimler, Hukuk ya da İşletme gibi fakültelerinden mezun olup, İçişleri Bakanlığı Kaymakam Adaylığı Giriş Sınavında  başarılı olması gerektiğini söyledi.
Diğer bir sınıfa girdiklerinde ders anlatan öğretmen tarafından karşılanan Cemal öğretmenin kendisini tanıtmasından sonra öğrencilerle sohbet etmiş diğer sınıfları da kısa bir süreliğine ziyaret ettikten sonra okuldan ayrılmıştı. Cemal ikinci girdikleri sınıfta kendini tanıtan öğretmeni çok iyi tanıdığını bilmekteydi. Bu öğretmen Coğrafya Öğretmeni Türkan idi. Acaba Türkan’da kendisini tanımış mıydı? Elbette tanımıştı ama Türkan cesaret edip bunu söyleyememişti, Geçmiş artık geride kalmış, konuşulması yakışık almazdı. Ama geçmişten kalan bir hüzün, her ikisinin de yüreğinde yerini koruyordu.
Cemal Resmi daire ziyaretleri sırasında bir gün İlçe Jandarma Komutanlığını ziyaret etmiş burada Yüzbaşı tarafından karşılanmış, şeref kıt ’asını denetlemiş ve burada görevli subay, astsubay ve personelle tokalaşarak tanışmıştı.  Mardin’li sarı saçlı, yeşil gözlü kürt kızı Teğmen Serpil’le tokalaşan ve tanışan Cemal tıpkı lise son sınıfta Türkan’ın kendisi tanıtırken hissettiği duygulara benzer duygular hissetmiş, bir süre sonra bu duygu ve düşüncelerden sıyrılarak Yüzbaşının odasında Teğmen Serpil’den brifing alırken yine aynı duyguların kendini sardığını anlamıştı.
Bir hafta sonu çarşıda gezen, esnafları ziyaret Cemal, Teğmen Serpil’le karşılaşmış, selamlaşmışlardı. Cemal bir süre onunla sohbet etmiş daha sonrada bir kafede çay içmeye davet etmişti. Zamanla bu buluşmalar artmış birbirlerine yakınlaşmışlardı. Sonunda Cemal kendisi ile evlenme niyetinde olduğunu Serpil’e açıklamış ve oda Cemal’in bu teklifini kabul etmişti.
Cemal’in annesi ve babası Mardin’in bir köyüne Serpil’in ailesinin yanına gitmek üzere otobüse binmişler, Cemal’de onları yolcu etmeye gelmiş ve bu ziyaret sonucu onlardan gelecek müjdeli haberi beklemeye başlamıştı.  
Yıllar önce görünmeyen bir değer, bir zamanlar marangozun oğlu diye küçümsenen Cemal okumuş, başarılar ve bir kariyer elde ederek babasının memleketine Kaymakam olarak atanmıştı. İki gün sonra anne ve babasından müjdeli haberi alan bir marangozun oğlu Kaymakam Cemal, azmiyle, daha önceki hüzünlü deneyimiyle şimdi daha mesut bir aile yaşamı kurarak saygın mesleğini eşi ve çocukları ile birlikte değişik ilçelerde görevlerini yerine getirerek ülkesine hizmet etmeyi başarmış birisi olarak kendisi ve eşiyle gurur duymayı hak etmişti.
 

Fatih Karagümrük - Bandırmaspor maç sonucu: 3-1 | Karagümrük, yeniden Süper Lig'de

Vincenzo Montella, ABD ve Meksika maçlarının aday kadrosunu değerlendirdi

Chelsea Konferans Ligi kupasını kazanarak tarihe geçti

Fenerbahçe Beko'nun Euroleague finalindeki rakibi belli oldu

Süper Lig'de 2024/2025 sezonunun şampiyon Galatasaray

63. TÜRKİYE KUPASI GALATASARAY'IN! Trabzonspor - Galatasaray maçı sonucu: 0-3

Son dakika.. Ampute Futbol 1. Ligi'ni lider tamamlayan Malatya Büyükşehir Belediyespor Ampute Futbol Takımı, Süper Lig'e yükseldi.

U19 Elit B Ligi ve U17 Elit A Ligi Şampiyonu Bursaspor Kupalarını Aldı

Fenerbahçe yenildi, Galatasaray hesap yapmaya başlandı

Milli Boksör Hatice Akbaş, Kick-Boks Sporcularıyla Buluştu

LİG TABLOSU

Takım O G M B Av P
1.Galatasaray 3 3 0 0 10 9
2.Trabzonspor 3 3 0 0 3 9
3.Göztepe 3 2 0 1 5 7
4.Konyaspor 2 2 0 0 6 6
5.Samsunspor 2 2 0 0 2 6
6.Antalyaspor 3 2 1 0 1 6
7.Fenerbahçe 2 1 0 1 2 4
8.Beşiktaş 1 1 0 0 1 3
9.Eyüpspor 3 1 2 0 -3 3
10.Gazişehir Gaziantep 3 1 2 0 -5 3
11.İstanbul Başakşehir 1 0 0 1 0 1
12.Alanyaspor 2 0 1 1 -1 1
13.Rizespor 2 0 1 1 -3 1
14.Kayserispor 2 0 1 1 -4 1
15.Kasımpaşa 2 0 2 0 -2 0
16.Gençlerbirliği 3 0 3 0 -3 0
17.Kocaelispor 3 0 3 0 -4 0
18.Fatih Karagümrük 2 0 2 0 -5 0